GÜLEN'İN ABD'DEKİ ŞAKİRDİ DR.HAMZA METİNER'İN RÖPORTAJI ~ Enver Alan

sadece aylık 100 tl ye reklamınızı bu alana verebilirsiniz.. iletişim için bize ulaşın.

  • Resmin tanımı Başbakan davutoğlu
  • rnek yazı Tayyip Erdoğan
  • yandaş medya bal tutan parmağını yalar
  • Google'dan kontakt lens kamera Günün yazısı
  • amerikanın keşfi amerikayı kim keşfetti
  • bedelli askerlik bedelli askerlik
  • cem evleri cem evlerinin giderleri
  • küresel ısınma küresel ısınma
  • cumhurbaşkanlığı sarayı cumhurbaşkanlığı sarayı
  • integram zenginleri integramdan para kazananlar
  • öğrenci haberi validen öğretmene ziyaret
  • karşıkyaka yaralama haberi karşıkyaka yaralama haberi
  • sivasta kaza sivasta kaza
  • doktor hemşire haberi doktor hemşire bir birini suçladı
  • MEB ŞURASI Milli Eğitim Şurası
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • pramier lig yayın hasılatı pramier lig yayın hasılatı
  • Google'dan kontakt lens kamera Işid saldırdı
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
HABER HABER

GÜLEN'İN ABD'DEKİ ŞAKİRDİ DR.HAMZA METİNER'İN RÖPORTAJI

Hizmet camiası dışında bulunan, 20 yıldır ABD'de yaşayan, tanınmış Rufai ve Kadiri bir bilim adamı, ülkemizdeki olayları nasıl değerlendiriyor? Mülakatı yapan ben değilim, tek kelimesi bile bana ait değil, her görüşe saygı duyduğum için buraya aldım. Yaşayan Sufi alimlerden olan Dr. Hamza Metiner ile yapılan bu mülakatı okuduktan sonra hiç bir şeyin neden gizli kalamadığını belki biraz anlarsınız. Aynen alıntılıyorum.

AKP’li Süfyanilerin Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketini Yok Etme Planlarına Manevi Âlemden Eleştirisel Bir Bakış

Röportaj: Melih Melkan MİHAR – 11.01.2015

Süfyan kimdir? Ahir zamanda geleceği hadislerde öngörülen Süfyan’ın en belirgin özellikleri nelerdir?

Süfyan, İslam dünyasında çıkacak olan çok dehşetli bir münafık zattır. Onun en belirgin özelliği İslami kimlikle çıkması, kamuoyunda İslam kahramanı bir halife olarak görülmesidir. Siyaset dünyasında zuhur eden bir devlet başkanıdır. Uzun boylu, heybetli biri olarak İmam Ali (ra) tarafından fiziksel özelliği betimlenmiştir. Diğer bir özelliği Allah tarafından kendine fitne olarak verilen büyük bir karizmaya ve büyüleyici, etkileyici bir bedene sahip olmasıdır. Bir başka özelliği söylevdeki eşsiz kabiliyeti… Süfyan, dil ve üslup bakımından olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Onun söylemleri önünde durmak neredeyse imkânsız gibidir. Bu yönüyle siyasi rakipleri karşısında üstün bir yere sahiptir. Allah Süfyan’a, fitne olarak toplulukları büyüleme, etkileme gücü vermiştir. Siyaset sahasında devasa bir güce sahip olduğundan kamuoyu onu her seçimde başa getirir. Süfyan karşısında muhalefetin şansı yoktur. Girdiği her seçimi kazanır. Süfyan’ın en belirgin özelliklerinden biri de mazlum, mağdur edebiyatı yaparak kamuoyunu aldatma ve yalan söyleme becerisi! Bin dört yüz yıllık İslam coğrafyasında Süfyan gibi yalan söyleyen bir münafık çıkmamıştır. Mitinglerde kamuoyunu yalan ve hile ile aldatıp kendini mazlum, mağdur gösterir. Milyonlarca kişi tarafından baş tacı edilir. Aleyhinde olan tüm olay ve olguları lehine devşirir. Süfyan’ın özelliklerinden biri de İslam kahramanı, ümmetin halifesi, kurtarıcısı olarak bilinmesi! Eşi başörtülü olur. Ailece İslam adına iş tutar görünürler. Süfyan hafifmeşrep biri değildir; yani zina etmez. Bu özellik İslam Deccali’nde olur. Eşi görülmedik bir kin, nefret söylemine sahiptir. Bu nedenle toplumu ayrıştırıp birbirine kırdırır. Aileler bölünür, birbirine düşman olurlar. Lideri olduğu ülkede huzur diye bir şey kalmaz. Süfyan, devletin âli menfaatlerini değil, kendi menfaatlerini ön plana alır. Rüşvet düzeni kurar. Özgür basını susturur. Devlet gücünü kullanarak, kendine karşı olan tüm topluluklara savaş ilan eder. Hukuk sisteminin altını üstüne getirir. Üstün yalancılığı, münafıklığı, söylemiyle hak ve adaletin yanında olanlara soruşturma açtırıp; onları hapse attırır, memuriyetten meneder. Devletin tüm birimlerini ele geçirir. Silahlı Kuvvetler, hâkimler ve savcılar, basın, ekonomi… Kısaca tüm birimleri kendine bağlar. Demokrasiyi rafa kaldırır. Onun siyasi ahlaksızlık düzeni kurma savaşımında karşısında duran olmaz. Kendine rakip olanların üzerine devlet gücünü kullanarak gider. Tüm gücüyle, kendine rakip gördüğü İslami cemaatin üzerine gider. Vatanseverleri vatan haini, casus olarak yaftalar; ağzı bozuktur, bolca hakaret eder. Yolsuzlukla, rüşvetle, adam kayırmayla iş tutar. Kendine servet üstüne servet devşirir.

Süfyan bir şahıs mıdır yoksa şahs-ı manevi midir?

Süfyan, İslam halifesi, kurtarıcısı gibi görünen; ama İslam’ı yerle bir eden, eşsiz yalan söyleme yeteneği ile kamuoyunu peşinden sürükleyen dehşetli bir münafıktır. Münafık, kâfirden daha tehlikelidir. Kâfir bellidir; ama Süfyan ibadetlerini yapan, İslam âlimlerini cebinden çıkaracak derecede İslami bilgiye sahip biri! İslam ülkelerinin dışında Süfyan aranmamalı. Süfyan, İslam ülkelerinin başında olur. Devlet başkanıdır. Süfyan yoktur; Süfyanlar vardır! Bunların sayısı yüzlercedir. Süfyan Deccaliyet dairesinde bir makam… Bazen bir siyasi parti de Süfyan evrenine girebilir; bir topluluk da Süfyan mertebesinde iş tutabilir. Tarih boyunca nice Süfyanlar, Süfyaniler gelir geçer. En dehşetli Süfyan da Muhammed Mehdi Aleyhiselam’ın ve şakirtlerinin zuhur ettiği asırda ortaya çıkar. Yani içinde bulunduğumuz şu zaman diliminde… Çünkü onları imha etme vazifesi var.

Hadislerde Süfyan’a yetmiş bin sarıklı mollanın, âlimin destek vereceği vurgulanmakta. Bu nasıl olabilir? Bu âlimler, mollalar Süfyan gibi bir münafığa nasıl destek verebilirler? Bağlı bir soru; Süfyan kendini bilir mi?

Süfyan’ın dört devresi olur. Ta çocukluk çağından itibaren İslami bir cemaatin ateşli taraftarıdır. İslam’a hizmet eder. Siyaset dünyasına girerek başa geçer. Bu dönemde parlak bir siyasi güç elde eder. Girdiği tüm seçimleri kazanır. Buraya kadarki dönemde samimi, hasbi, vatansever biridir. Gönüllerde taht kurmuş bir İslam lideridir. Ona duyulan sevgi İslam coğrafyasının dışına taşar. Tam da bu evrede, her başarıyı kendinden bilmeye, ene putunu öne çıkarmaya başlar. Onun doyumsuz dünyalık hırsı, en önemli özelliği! Bu nedenle rüşvet ve yolsuzluk için paralel hırsızlık düzeni kurar. Tam da bu anda, Allah tarafından kalbi mühürlenip münafık Süfyan olarak manen çarpılır. Süfyanlığını yapmaya başlar. Süfyan kendini bilmez. O iyi bir iş tuttuğunu sanır ve Mehdiyet’i temsil edenleri, tüm devlet olanaklarını kullanarak kökünden kazımayı ilke edinir. Ömrünü ve gücünü buna harcar. Temiz kalpli, güzel niyetli milyonlarca insan bu değişimin farkında olmaz. Bu adama ne oldu böyle diyerek şaşkınlıktan küçük dillerini yutanlar olur. Yüz seksen derece değişen Süfyan karşısında şok yaşarlar. Bu durumu anlamlandıramadıkları için şehir efsaneleri üretirler. Kendine falan ülke büyü yapmış, çevresindeki çıkar grubu bir şey yedirip içirmişler, beyni dış güçler tarafından teknoloji kullanılarak ele geçirilmiş vb… Bunların tümü kocaman bir zandır!
Süfyan servetine servet katmak için gizli işler tutar, dolaplar çevirir. Rüşvet, yolsuzluk ve paralel hırsızlık ağı kurar. Doyumsuz nefsi, dünya malı tutkunu oluşu ve daha yüzlerce nedenden dolayı Allah tarafından manevi olarak çarpılıp aşağılık, münafık, biri olarak Süfyan’ın kalbi mühürlenir. Sesinde, söyleminde Allah tarafından kendine fitne olarak verilmiş bir büyü açığa çıkar. Tüm toplulukları etkiler. Kamuoyu, Süfyan’a etkileyici karizması, üstün söylemi ve sesindeki büyü nedeniyle elde olmadan hayran olur. Onu büyük kurtarıcı, büyük devlet adamı olarak bilir. Onun paralel rüşvetçiliği, hırsızlığı, demokrasinin altını üstüne getirip berbat ederek her sahada vesayet kurması, rüşvetçileri ve hırsızları milli kahraman ilan etmesi karşısında halk suspus olur. Çünkü o, siyasi mitinglerinde kendini mağdur ve mazlum gösterir. Hipnozdaki bir süjeye çiğ patatesi verip; muz yiyorsun ve haz alıyorsun denilerek buna inandırılması gibi Süfyan, eşsiz söylemiyle kamuoyunu büyüler ve kendine inandırır. Bu fitne ahir zamanın en dehşetli fitnesidir. Aynı büyüleyici özellik İslam Deccali’ne de Allah tarafından verilmiş. Süfyan İslami geçmişi, eşsiz İslam bilgisi, kıvrak zekâsı ve söylevindeki etkiyle tüm medrese âlimlerini, şeyhleri safında tutar. Aba altından sopa göstererek cemaatleri sindirme, korkutma tutumu sergiler. Kendine biat etmeyenleri devlet gücünü kullanarak tehdit edip, üzerlerine gider. Kendisine biat eden cemaatlere maddi manevi ihsanlarda bulunur. Ona destek olan tüm âlimler ve mollalar, Süfyan’ın günahını yüklenip manen iflas eder, boşa çıkarlar. Yani Süfyan’a iman eden, ona destek veren tüm tarikat ve cemaat mensupları yetmiş üç fırkaya ayrılıp kaybetme kuşağına girerler. Bu çok tehlikeli bir fitne! Süfyan’ı seven, onun safında yer tutan tüm İslami cemaatler fırka-yı necat dairesinin dışına düşerler. Ta asr-ı saadette bile Süfyan fitnesinden Allah’a sığınılmış! Ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılma işinde, Süfyan fitnesi tehlikeli bir dönemeç… Süfyan’ın safında olanları ötelerde apaçık bir hüsran bekler. Süfyan fitnesi halkı, aileyi böler. Ülkeyi kaosa, tartışmaya, gıybete, dedikoduya sürükler. O ülkede asla iç huzuru kalmaz. Süfyan münafığı her gün yeni bir fitne çıkarır, ülkede kaos ortamı oluşturur. Süfyan kendine fetvacı fâsık ve münafık İslam âlimleri bulur. Bu icazetle işadamlarından zorla bağış alır, rüşvet ağı kurar. Zannına göre bu haram olmaz. Haramı helâl saydığı için de münafıklığının yanında bir de küfre girerek kâfir olur.

Ahir zamanın dehşetli münafığı Süfyan yüzünden kimi tarikat şeyhleri ve âlimler, Muhammed Mehdi Aleyhiselam’a cephe alıp harp ilan ederler. Bu fitneye düşmeyen âlim, molla, şeyh neredeyse kalmaz. Süfyan’ın en büyük destekçileri tarikat şeyhleri ve mollalar olur. Allah da bu mollalara, âlimlere ve şeyhlere mahşerde Süfyan’ın tüm günahını yükler ve bu zümreler helak olur. Süfyan işte böylesine büyük, dehşetli bir fitnedir!
Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiası şu an AKP eliyle dehşetli bir saldırıya uğramakta, tüm devlet gücü bu camiayı temelden imha etmek için harıl harıl çalışmakta… Cumhurbaşkanı, olanca kini ve nefretiyle bu camiayı yerin dibine geçirmek için toplantı üstüne toplantı yapıp, talimatlar yağdırmakta… ‘Acil’ kodu ile tüm yetkililere bu camiayı yok etmek için emirler verilmekte… Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiasını AKP, PKK, Doğu Perinçek ve ekibi ve Türk Gladyosu da imha etmek için uzlaşma içindeler. ‘Telefonları dinlediler, casusluk yaptılar, yargıya, emniyete, orduya kısacası her yere sızdılar. Bu hainler Paralel Devlet kurdular, milli iradeye başkaldırdılar, masum insanlara tuzak kurup iftira attılar, casusluk yapıyorlar. Bunlar cemaat değil, örgüt…’ diyerek daha yüzlerce küfür ve hakaret savurdular. Siz bu olay, olgu ve hadiseleri nasıl görmektesiniz?
Yıllar önce yaşanmış bir öykü dinlemiş, bayağı da gülmüştüm. Türkiye’de küçükbaş hayvancılıkla uğraş veren bir çiftçinin sürüsünü her kış kurtlar parçalarmış. Bir çare düşünmüş kendince… Cins olduğuna kanı getirdiği bir köpek yavrusu almış. Ona özenle bakmış. Etler, butlar yedirmiş. Kışa doğru köpek zapt edilemeyen, iri yarı azman bir canavara dönüşmüş. Köpek zincirlerle bile zapt edilemiyormuş. Adam bu durumdan çok memnun kalmış. Nihayet kış gelmiş ve beklendiği gibi kurtlar her taraftan sürüye saldırmaya başlamışlar. Adam heyecanla köpeğin tasmasını çıkarıp, onu kurtların üzerine salmış. Adam bir de ne görsün! Köpek adım atmıyor, sanki mıhla çivilenmiş! Sırtını kurtlara çevirmiş, hiçbir şey yokmuş gibi alık alık adamın suratına bakmakta… Adam, hadi tut hoş kış demişse de köpeğin kılı kıpırdamıyor. Buna sinirlenen çiftçi eliyle köpeğin başını tutup kurtlara doğru çevirmiş ve köpeğe bağırmış: ‘Bilmem neyini ne ettiğimin iti, dinine imanına mı şimdi sen o kurtları görmüyorsun?’

AKP, Türkiye’de devrim sayılacak icraatlar yaptı. Her alanda baş döndüren güzel gelişmeler oldu. Ekonomiden, eğitim ve hukuka müthiş işler yapıldı. Ülke şantiyeye döndü. Gökyüzünden bereketler yağdı. Ülkeye huzur ve güven ortamı geldi. Ali Babacan başta olmak üzere birçok değerli bürokrat, AKP ile ülke siyasetine kazandırıldı. Altın bir dönem yaşanırken birdenbire AKP yörüngeden çıkıp Süfyan’ın evrenine girdi.
AKP şu an rüşvet, rant, yolsuzluk, hırsızlık yapan dar bir oligarşik yapının eline geçti ve olanlar oldu. Bu yeni görüntü, AKP’nin Süfyanilerin ağına düşmesinden başka bir anlam taşımamakta… İranlı ajanlarla iş tutan, rüşvet ağı kuran, rant hesabı yapan bu kanser yapı AKP’yi ele geçirip istila etti. Allah’ın sillesini yiyen yeni AKP, Süfyanilik vazifesini üstlendi. İslami cemaatlerin imha edilmesi kararı, İranlı ajanların emri ve PKK’nın Oslo’daki istekleri sonucu alındı. Bundan sonra da olanlar oldu…
İşin özeti şudur:
Birinci aşamada AKP, kıskançlık ve haset krizine girip Fethullah Gülen Hocaefendi’ye savaş açtı. Dünyaya açılmaları, başarılara imza atmaları, Türkçe Olimpiyatları vs. tüm bunlar AKP’yi haset krizine soktu. Çünkü Sarayların Efendisi tek olmalı, bütün dünya kendini parmakla göstermeliydi. Bu birinci neden… İkinci neden, işadamlarından zoraki bağış alınması, paraların sıfırlanması talimatlarının verilmesi, tüm rüşvet ve yolsuzluk ilişkilerinin açığa çıkması ve hâkimler tarafından soruşturma başlatılması… Sarayların Efendisi ustaca bir manevrayla ‘PARALEL DEVLET kurdular.’ iftirasına başvurdu. ‘Alçakça bir kumpasa kurban gittik.’ gibi mağdur edebiyatı yaptı. Bu söylemlerle bir taşla iki kuş vurma siyaseti güdüldü. Hem İranlı ajanların ve PKK’lıların isteği doğrultusunda Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiası imha edilip onlara şirin görünülecek hem de bu bahaneyle YARGITAY, HSYK, DANIŞTAY, EMNİYET, TSK başta olmak üzere tüm devlet kademeleri ele geçirilerek AKP kendi vesayetini yani ‘‘PARALEL DEVLET’İNİ’’ kuracaktı. Öyle de oldu!
Manevi hayatı olanlar bu gerçekleri apaçık görürler.
Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ve camiasını yok etmek isteyenler eskiden şunlardı:
Türk Gladyosu, Derin Devlet, Doğu Perinçek, PKK… Şimdi en azılı düşman AKP oldu. Nedeni ne? ‘‘Neden dünyaya açılıp ün saldınız, benden ünlü, şanlı kimse olmamalı; neden rüşvet ve yolsuzlukları örtmeyip üzerine gittiniz? Mesele bu…
Öyküde ön görüldüğü gibi AKP’li milletvekillerine sormalı: “Siz şimdi dininize imanınıza mı ayakkabı kutularındaki milyon dolarları, para sayma makinalarını, yapılan rant kavgalarını, hukuki delillerle ortaya konan rüşvetçileri, İranlı casuslarla yapılan iş birliğini ve ses kayıtlarını görüp işit miyorsunuz?”

Bugünün AKP’si Allah’ın sillesini yiyerek Süfyanilik görevi icra etmekte… Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiasına Deccal’in bile yapamayacağı zulümler bunun için yapılıyor.
Bunlar manevi âlemde bilinen, ortada olan gerçeklerdir.
Hakikat noktasında Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ve camiasını yok etmek isteyen ulus hangisi? ABD mi, İsrail mi, Avrupa Birliği Ulusları mı? Hiçbiri… Bu ülke İran’dan başkası değil. İran, bölgesel güç olma yolunda, Türkiye’deki sünni itikâdına bağlı tüm cemaatlerin yok edilmesi planını devreye sokmuş. Tüm bu operasyonların arkasında İran var. Türkiye’de pek çok bürokrat bu ajanların ağına düştü. Bu bürokratların pornoları elde edildi, onlara iş yaptırıldı. Muta nikâhı adı altında en güzel İranlı kızlar kendilerine armağan edildi. Bürokratlara milyar dolarlık rüşvetler dağıtıldı. Ülkede kaos, iç savaş çıksın diye PKK desteklendi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve pek çokları İranlı ajanlarca havaya uçuruldu. AKP içinde bolca adamları var!
Dünyaya açılan Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiasının bir numaralı düşmanı sanıldığı gibi AKP değildir. AKP içindeki dar bir kadrodur. Cemaate yapılan operasyonun ardında İran istihbarat timleri var, bir de PKK. AKP’de casusluk yapan İranlı ajanlarla iş tutan ve bakan olan isimler var. İran ajanları emniyetteki, yargıdaki kısaca devlet bürokrasisindeki tüm işlerini AKP içindeki adamlarına yaptırmaktalar. Bunlar İranlı ajanların tuzağına düşmüş, onlardan milyar dolarlık rüşvet almış eli mahkûm bürokratlardır. İranlı ajanların talimatını yapmaya mecburlar; çünkü kasetleri var.
Ne oldu peki? Operasyonu yapan tüm Emniyet mensupları ve savcılar tutuklanıp soruşturma geçirmediler mi? İçişleri, binlerce Emniyet mensubunu ‘PARALEL’ yalanıyla oradan oraya savurmadı mı? Casuslukla yargılanıp hapse atılmadılar mı? Yargı rafa kalkmadı mı?
Bu sınıf AKP’nin yüzde birini bile teşkil etmez. Geride kalan yüzde doksan dokuzluk bir güç, çaresiz bir şekilde sessiz durmakta ve olup bitenleri izlemekte… Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan gibi sus puslar.

CHP lideri Deniz BAYKAL, dil ve üslup özelliği, karizması, etkili beden dili ile AKP’yi zorlayıp mahvedecek bir liderdi. AKP içindeki Süfyaniler Baykal’ın özel yaşamını derin devlet eliyle kameraya aldırtıp youtube’a servis ettiler. AKP içindeki Süfyaniler, bunu camia yaptı diye de iftira attılar. CHP’nin başına Kemal KILIÇDAROĞLU geçti. Böylece en büyük rakip Deniz BAYKAL saf dışı edildi. AKP’nin önünde cılız etkisiz bir muhalefet kaldı.
Şu an MHP ve CHP muhalefeti var. Bu parti liderleri bin sene geçse iktidar olamazlar. AKP’den ayrılan ve parti kuran, cemaate yakın isimlerin de hiç şansları yok; yüzde bir oy bile alamazlar! Ülkede AKP’ye benzer yeni bir oluşuma, partiye gereksinim var. Bu olmadığı takdirde 2023’e dek Süfyan’ın zulümleri ardı arkası kesilmeden devam edecek. AKP içindeki Süfyani kadronun diğer hedefleri Başkanlık Sistemi… Bunda başarılı olunursa, Cumhurbaşkanı ölene kadar, iktidarları devam eder düşüncesindeler.
Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiasını özellikle Doğu Anadolu’dan çıkarma projesinin bir diğer ayağı İsrail’e ait. CIA ve MOSSAD ortak çalışmasının ürünü olan Abdullah Öcalan “öldürülmemek kaydıyla” hususi, planlı, bilinçli bir yazılım olarak yakalanıp Türk istihbaratına teslim edildi. Neden?
Bu projenin özeti şuydu:
Doğu Anadolu’da terör saldırıları şiddetlenecek, PKK şehir yapılanmasına gidecek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aciz ve çaresiz bırakılarak Abdullah Öcalan’ın emir ve buyruklarını yapacak… Öyle de oldu. Abdullah Öcalan’ın ve PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden istedikleri şunlardı: Doğu Anadolu’da Bağımsız Kürdistan Özerk Bölgesi’ne izin verilmesi, Abdullah Öcalan’ın hapisten çıkması, dağdaki PKK’lılara güvence… Peki CIA, MOSSAD hani bunun neresinde, denebilir? Çok ötesinde… Doğuda, bağımsız özerk Kürt Devleti kurulduktan sonra birkaç adım atacaklar:
Bu adımlar âlimleri, mollaları, şeyhleri öldürmek ya da sürmek, sünni kürtleri sindirmek… Zamanı gelince de İsrail’e bu toprakları bırakmak… Yani ‘Vadedilmiş Topraklar’ hikâyesi… Bir taşla iki kuş…
AKP’nin son dönemde çıkardığı çakma kanunlara bir bakın! Tümü hukuk dışı… Her kanun Hizmet’i, Fethullah Gülen Hocaefendi’yi yok etmek, kendi rüşvet ağlarını gizlemek, vesayetlerini pekiştirmek için… HSYK düştü! YARGITAY düştü! BASIN düştü! EMNİYET düştü! Düşmeyen Türk Silahlı Kuvvetleri ve ANAYASA MAHKEMESİ! Onların da hakkından “Başkanlık Sistemi’ne geçilince” gelinecek!
AKP içindeki Süfyani Yezidiler, ‘PARALEL DEVLET ADAMI’ uydurması ile vatansever generalleri saf dışı bırakıp Ordu’da kaos çıkarmak istiyorlar. Haşim KILIÇ’ı paralel devlet adamı olmakla suçlamaktalar. Tüm bunlar İran ajanlarının bir operasyonu… Ordu siyasallaşır, AKP vesayetine girer, vatansever generaller ordudan atılırsa İran’ın gücü önünde kimse duramaz. AKP şimdilik komutanların elini kolunu bağlı tutmak için kanun üstüne kanun çıkarmakta. Zamanı geldiğinde de MİT’in fişlediği tüm generalleri meslekten atacak bir generali, Genel Kurmay Başkanı yapmak için plan yapıyorlar. Sarayların Efendisi bu konu üzerinde gece gündüz çalışıyor.
AKP’nin içindeki Süfyanilerin ve “Sarayların Efendisi’nin” talimatı doğrultusunda MİT, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde vatansever general avında… ‘Bunlar PARALEL DEVLET adamı’ diye dosya takdim ediyorlar. Deccalizmi temsil eden Doğu Perinçek ve Ergenekon örgütü de bu isim listesini oluşturmada AKP’nin Süfyanileriyle işbirliği yapmakta… İran ajanları da kendilerine yardımcı olmakta…

TSK Komuta Kademesi, Doğu’da PKK ile yapılan pazarlığı basından öğreniyor. ‘PARALEL’ iftirası atarak nerede bir vatansever komuta kademesi varsa hepsini meslekten atmanın hesapları yapılıyor. PKK, Doğu Perinçek ve Ergenekon Terör Örgütü AKP’ye liste üstüne liste takdim ediyor. TSK, demokrasiden tamamen sapan AKP’nin arka bahçesi olmayarak hukukun içinde kalmayı yeğliyor. Komutanlar onurlu bir duruş sergiliyorlar. Anayasa Mahkemesi de hukuk içinde kalıp karar veriyor.
AKP’liler Anayasa Mahkemesi için bir plan yaptılar. O planlar Bakanlara dikte edildi! Plan şu:
‘‘Anayasa Mahkemesi ‘Paraleller’in elinde. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar hukuki değil. Kararların zamanlaması mânidar. Paralel Devlet Adamları burayı ele geçirmiş. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar tamamen yanlı ve hukuk dışıdır. ” Bu söylemler başta Adalet Bakanı olmak üzere tüm bakanlar tarafından sıklıkla dillendirilecek. Bu temalar TRT’de ve ellerindeki Süfyani TV’lerde; yani Süfyani Havuz Medyasında sıklıkla işlenip kamuoyu oluşturulacak. Seçimden sonra Anayasa Mahkemesi’ni yerle bir edecekler. Oraya HSYK’da olduğu gibi kendi adamlarını yerleştirecekler. Anayasa Mahkemesi düştükten sonra, aynı söylemleri TSK için yapacaklar. Listesi hazırlanmış subaylara ve astsubaylara büyük çaplı operasyon başlatıp çoğunu meslekten atacaklar.
Şu an TSK İstihbaratı, olup biten tüm bu iç ve dış oyunların farkında! Kozmik Oda’daki bilgilerde AKP’nin tüm casusluk ve rüşvet ilişkileri de mevcut. Komuta Kademesi, AKP’nin PKK ve İran’la kurduğu çıkar ilişkisinin, rüşvet ve yolsuzluk ağının tümünü bilmekte… Bu bilgiler Kozmik Oda’da mevcut!
Bugünün AKP’si hukuk, demokrasi adına AB normlarından tamamen uzaklaşmış. Donkişot’un, yel değirmenlerini düşman askeri sanıp onlara saldırması gibi AKP’liler de Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ni casuslukla, dinleme çetesi kurmakla, örgüt olmakla suçluyorlar! Buna kargalar bile güler. Bu savlar kesinlikle saçma ve komik. Türkiye dünyada alay konusu oldu. Bu yalanları tek bir kişi uydurabilir: Ahir zamanın beklenen münafığı SÜFYAN!

AKP’nin Süfyaniler kanadı devlet birimlerine derin ‘PARALEL DEVLETLERİNİ’ kurmak için Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ni günah keçisi ilan etti. Bunda da mükemmel bir başarı elde edildi. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’nin bağımsızlığına ve bağımsız yargısına karşı ‘SİYAH DEVRİM’ yaptılar. Şu an Cumhuriyet var; Demokrasi yoktur! Bağışlayın, sıkıysa AKP’lilerin karıştığı yolsuzluklara karşı bir savcı dava açsın, sıkıysa AKP’li Süfyanilerin ‘içeri alın’ dediğini hâkimler içeri almasın, sıkıysa İranlı ajanlarla ve PKK’lılarla iş tutan AKP bürokrasisine dava açsınlar, sıkıysa AKP’li belediyelerin yolsuzluklarına dava açsınlar… Hani hukuk, hani demokrasi? Halkın değil üstünlerin hukuku! Böyle demokrasi mi olur? Oluyor işinize geliyorsa… Türkiye AB’ye, AKP iktidarı ile, bağışlayın, tamamen kıçını döndü. AKP’li Süfyanilerin ne AB ne Türkiye ne ekonomi ne demokrasi ne de vatan umurlarında! Umurlarında olan tek şey var: Ömür boyu iktidar olmak ve böylelikle ülke servetini asıl PARALEL YAPI olan yandaşlarıyla yemek içmek ve ülkeyi İranlı ajanlarla ve PKK ile el ele verip karanlık bir geleceğe sürüklemek!
Doğuda, Devlet’in polisinin ve askerinin düşürüldüğü duruma bir bakın… AKP’li Süfyaniler ellerini kollarını bağlamış: PKK yol kesiyor, dağa adam kaçırıyor, infaz yapıyor, bayrağı indiriyor, askeri ve polisi katlediyor… Şeytan taşlanır gibi karakollarda asker ve polis taşlanıyor, tomalara molotoflar atılıyor ve böylece Kürt halkı şımardıkça şımarıyor! Ortada Devlet yok! Bunlar Oslo’da PKK’ya verilen sözlerin bir gereği… Şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri güçsüz ve çaresiz olarak dünyaya gösteriliyor. AKP’nin gıkı çıkmıyor, çünkü eli mahkûm!
Hizmet Hareketi’ni Paralel Devlet diye yaftalayanlara inananlar, PKK’nın paralel devlet olduğunu bilmeyecek kadar cahiller. Paralel devletin silahlı gücü olur, emniyeti olur, bayrağı olur, hâkimi, savcısı olur, kolluk gücü olur, maliyesi olur… Paralel bir devlet varsa o da PKK’dır, paralel bir rüşvet çetesi varsa o da AKP içindeki Süfyani Yezidilerdir… Uzağa bakmaya hiç gerek yok. Türkiye’yi mahvettiler, Muz Cumhuriyeti’ne döndürdüler! Her yerde AKP vesayeti…
Bu asırda Hazreti Peygamber Efendimiz’in sevgisini, hoşgörüsünü, şefkatini, merhametini, doğruluğunu, ahlakını ve daha yüzlerce üstün vasıflarını görmek isteyen varsa Fethullah Gülen Hocaefendi’ye baksın… Bu asırda hakiki bir Âlibeyt nesli görmek isteyen varsa yine Fethullah Gülen Hocaefendi’ye baksın… Bu asırda bir Muhammedî müceddid, yüce bir evliya görmek isteyen varsa yine Hocaefendi’ye baksın…
Hocaefendi’de ve Hizmet Hareketi’ndeki kutsilerde şunları göremezsiniz:
Zina etmek, içki içmek, hırsızlık yapmak, rüşvet almak, adam öldürmek, yol kesmek, bayrağa ve İstiklal Marşı’na saygısızlık yapmak, cumhuriyete ve demokrasiye cephe almak, iftira atmak, yalan söylemek, bir insanın kalbini kırmak, hakaret etmek, silahlı eyleme karışmak, gösteri yapıp polise askere taş atmak, cam kırmak, casusluk yapmak… Bu sıraladıklarımı fazlasıyla AKP’li sufyanilerde görürsünüz. Kim hain, kim paralel devlet varın siz karar verin!
Başta ABD olmak üzere 160 ülkede okulları var. Bu ülke istihbaratları on yıllarca bu camiayı denetlemiş. Sonra da baş tacı etmiş. Fethullah Gülen Hocaefendi ve talebeleri ahir zamanda Mehdiyet’in şahs-ı manevisini temsil eden kutsi, yüce, saygın, onurlu, şerefli bir topluluktur. Bu topluluk evrensel dünyanın yüz akı ve onurudur, Türkiye’nin de şerefidir.
Yezidilerin ve Süfyanilerin çamuru, güneşi karartmaz. Hocaefendi ve camia da bir STK olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yüceltmek için gece gündüz fedakârca çalışmaktalar. Böyle olduğu için de bu camia, Deccal’in, Süfyanilerin ve Yezidilerin baş düşmanı olmakta… Ta 1960’lardan bu yana bu camiaya nice Süfyanlar, Yezidiler musallat olmuştur. Bu da camianın kaçınılmaz sınavıdır. Mehdiyet’i temsil eden şahs-ı manevi’ye karşı bir Deccal, bir Yezid, bir de Süfyan gerekir. Şu haliyle de camianın Deccal’i PKK, Doğu Perinçek ve Türk Gladyosu; Süfyan’ı da AKP içindeki İranlı ajanlarla iş tutan bürokrasidir.

1400 seneden bu yana Osmanlının dahi yapamadığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin rüyasını bile göremediği okulları, bu camia yapmıştır Allah’ın Tevfik ve inayetiyle. Dünyanın dört bir yanında 160 ülkede Türk Sevgi okullarında İstiklal Marşı’mız okunmaktadır. Bilim olimpiyatında ülkemize altın madalyalar kazandırmışlar, Türkiye’nin adını dünyanın dört bir yanına duyurmuşlar. Allah ebeden daima bu camiaya gönül verenlerden razı olsun… Hizmetlerine musallat olan Süfyanileri ve Yezidileri gizemli Ricalül Gayp adamlarının hışmına uğratsın… Amin.
Türkiye’deki kimi kanaat önderleri şeyhler, mollalar Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne hain gözü ile bakmakta ve AKP’nin yanında saf tutmaktalar… Kimi Risale-i Nur akımları da bunlar arasında… AKP’ye destek adına kanaat önderleri görsel ve yazılı basın yoluyla, kamuoyuna açık, ilanlar vermekteler… Manevi dünyadan bakıldığında işin arka planında olan hakikat nedir? Bu cemaatler neden Süfyanilerin yanında saf tutmaktalar?
AKP içindeki Süfyaniler, rüşvetçiler, yolsuzluk yapanlar, İran ajanları ile iş tutanlar bu partiye tamamen egemenler. Algı mühendisliği yapıyorlar. MİT tamamen onların talimatları doğrultusunda hareket ediyor. MİT tamamen Süfyanilerin emrinde! Aksini düşünmek komik olur. TV kanalları kurdular, medya yönetiyorlar. Tüm güçleri ile kara propaganda yaparak Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ni Paralel Devlet ve örgüt olarak tanıtıp imha etmeye çalışıyorlar. Hizmet’e sırt dönmüş dönekleri her gün o tv senin, bu gazete benim çıkartıp konuşturuyorlar.
Hadislerde var: Mehdi Aleyhiselam’a en yakın arkadaşları ihanet eder, binlerce sarıklı ulema-şeyh, Mehdi Aleyhiselam’a cephe alıp ona harp ilan eder. Muhammed Fethullah Gülen Hocaefendi ve Camiası beklenen Mehdi’nin şahs-ı manevisidir. Bu nedenle Türkiye’deki kimi âlimlerin, mollaların ve şeyhlerin Süfyanilerin safında yer alması şaşılacak bir şey değil. Buna Risale-i Nur’un kimi ekolleri de dahil… Bu camiaya cephe alanlar, Süfyanilerin emri ve dayatması ile çarşaf çarşaf bildiri yayımlayıp imza atanlar doğal karşılanmalı… Bunlar ta Asr-ı saadette söylenmiş hakikatlerdir. Dağlar yerinden fırladığı gün, gökler dürüldüğü zaman ‘SAD’ harfinin esrarıyla Mahşer kurulduğu zaman tüm bu mollalar, âlimler, şeyhler Süfyanilerin tüm günahlarının ortağı olarak hesaba çekilecekler. Süfyanilerin en korktukları şey ‘Tarikatların Fethullah Gülen Hocaefendi’ye destek vermesi!
Şu an AKP’nin Süfyanileri ve Yezidileri ile, ki buna Ergenekon, Türk Gladyosu, PKK, Doğu Perinçek ve ekibi de dâhil, Mehdiyet’in şahs-ı manevisini temsil eden Hizmet Hareketi arasında kıyasıya mücadele var. Zahiri hesapta Hizmet’in şansı yoktur. Çünkü AKP’nin arkasında İRAN, PKK, HSYK, DANIŞTAY, YARGITAY, İKTİDAR, MİT, EMNİYET, HAVUZ MEDYASI, DEVLET GÜCÜ var. Hizmet insanları ne yapsın? Hukuka başvurup dava açıp hak aramak… Dava açsalar ne olur açmasalar ne olur! Sıkıysa şu an bir hâkim, Hizmet lehine AKP aleyhine bir karar versin. ANAYASA MAHKEMESİ hariç! Çünkü orayı ele geçiremediler. O kararı veren hâkim hemen paralellikle suçlanır. Doğu Perinçek’in adamları olan müfettişler soruşturma açar. HSYK da meslekten atar. Ne güzel hukuk değil mi?
AKP’li Süfyaniler ve Yezidiler yukarıda saydıklarıma çok sevinirler. Yani Hizmet’in güçsüz ve çaresiz oluşuna… Ama kursaklarında kalır bu sevinçleri! Çünkü Hizmet’in arkasında da şu isimler var:
Peygamber Efendimiz(sav), Ashab-ı Bedir, Şuheda-yı Uhud, Bediüzzaman Hazretleri, İmam Ali Hazretleri, Hazreti Hamza (Rıdvanullahu Teâla Aleyhim Ecmain) ve ahir zamanın beklenen yüce evliyası şu an hayatta olan Muhammed Mehdi Aleyhiselam… Hizmeti güçlü kılan işte bunlar… Bu güçler, sınav bitince, zamanı gelince tüm AKP’li Yezidilerin ve Süfyani münafıkların, Allah’ın izniyle, haklarından gelecekler inşallah. Hiç kuşkunuz olmasın!
AKP’liler, Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketine karşı kısa ve uzun vadede ne yapmayı planlamaktalar?
-Fethullah Gülen Hocaefendi ve camiasını yok etme operasyonunu bizzat “Sarayların Efendisi” yürütüyor. Onun önderliğinde Başbakan, Bakanlar, MİT Başkanı, Genel Kurmay Başkanı ile toplantı üstüne toplantı yapılıyor.
Bu çalışmada MİT’in belli başlı görevleri şunlardır: Ülke genelindeki tüm hizmet birimlerinin saptanması, kamuda çalışan tüm memurların fişlenmesi, hizmet ünitelerine rehberlik yapan sorumluların saptanması, her türden haberleşmelerinin kayıt altına alınması, Hizmet içine ajanlar sızdırılması, yandaş basın ve tv yetkililerine bilgi aktarılması, medya yardımıyla ‘‘Paralel yapı, casuslar, dinleme yapıyorlar, vesayet kurmuşlar…’’ vb iftiraların atılması ve bunların sürekli gündemde tutulup propaganda yapılması, yurtdışına gidenlerin saptanması, Pensilvanya’ya ajan sokulması, oraya gidip gelenlerin saptanması, Fethullah Gülen’in telefonlarının dinlenmesi, Ergenekon, Balyoz davasından tutuklananların ve Doğu Perinçek’in bilgilerinden yararlanarak hizmet insanlarının saptanması, geçmişte kendilerine soruşturmayı yapan savcılar için şikayet dilekçeleri vermelerine önayak olunması, ‘kumpas kurdular’ teziyle dava açmalarının sağlanması, Hizmet’in himmet toplantılarının izlenmesi, Hizmet okullarına gidenlerin aileleri ve çocukları hakkında kayıt tutulması, bu davalara bakan savcıların ne karar vereceklerinin onlara dikte ettirilmesi, yabancı ülke istihbaratlarına Türk okullarını kapatmaları için dosyalar sunulması, mimlenmiş hizmet insanlarının tehditle bilgi aktarmalarının sağlanması, hizmette abi olan ve karşı safa geçen Kemalettin Özdemir, Latif Erdoğan, Nurettin Veren, Ahmet Keleş gibi tüm isimlerden çalıştıkları hizmet ünitelerindeki kişilerin isim listelerinin alınması, onlarla işbirliği yapılması, hizmet içine yerleştirilen ajanlara provokatör eylemler yaptırılması, özellikle ivedi olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki subay, astsubaylardan hizmete meyledenlerin saptanması, bunlardan sorumlu olan abilerin saptanması, tüm hâkimlerin takip edilip hizmete meyledenlerin saptanması, emniyet, milli eğitim, silahlı kuvvetler ve diğer tüm devlet kurumlarında fişleme yapılması, kamuda Zaman gazetesi okuyanların saptanması ve daha binlerce görev… Bu çalışmalar AKP’li Süfyanilerin kurduğu özel bir birim tarafından, gereği için değerlendirilmekte… Sarayların Efendisi tüm çalışmalar hakkında bilgi alıp talimatlar yağdırmakta…
Önümüzdeki günlerde MİT’in bu çalışmasına bağlı olarak binlerce insan örgüt kurmaktan, darbe yapmaktan, casusluktan yargılanacak. MİT’in hazırladığı tüm raporlar ilgili bakanlıklara tevdi edilip, gereğinin yapılması sağlanacak. Haklarında soruşturma açan hâkimlere, bu insanların ne ceza alacakları takdim edilecek! Meslekten atılmaları sağlanacak. Şu an için bu planların önünde engel olan tek şey: Bağımsız, vesayetsiz, hukuka uygun kararlara imza atan ANAYASA MAHKEMESİ. Sarayların Efendisi zamanı geldiğinde orayı da vesayeti altına almak için planlar yapmakta… Şimdilik Anayasa Mahkemesi için ‘Paralelcilerin adamları bunlar, bunların verdiği karar tartışmalıdır, hukuka uygun değildir…’ vb iftira bombardımanı yapmakla yetinmekteler.
“Bu insanlarda Allah korkusu yok mu hiç? Hukuk dışı çalışma yapan bu çevrelerin korkuları nedir?”
Korktukları Allah değil tabii ki. Allah’tan korkan bunları yapmaz. Süfyanilerin, Yezidilerin Allah korkusu olmaz. Olsa zaten Süfyani ve Yezidi olmazlar!
Onlar kamuoyunun, ABD’nin ve AB topluluğunun tepkisinden korkmaktalar… İktidarları elden giderse helak olacakları korkusundalar… Bu topluluk TWİTTER FENOMENİ Fuat Avni’den de dehşet korkmakta… Sarayların Efendisi’nin uykuları kaçmış. Fuat Avni, Sarayların Efendisi’nin şizofren olduğunu, şizofren ilacı kullandığını, dozajının ağır geldiğini dahi yazıyor. Çok değişik mekânlarda AKP’lilerin çevirdikleri film fırıldakları dahi söylüyor. Dinlenemeyen Hilal Odası’nda, en kuytu köşelerde aldıkları kararları açıklıyor. Onlar şöyle diyor: Nasıl oluyor da Fuat Avni tarafından bunlar biliniyor? Köstebek mi var? Bu kim? Bu mekânların dinlenmesi imkânsız ama nasıl oluyor bu? Fuat Avni yüzünden ruh sağlıkları bozulmuş. MİT bunun bir ekip işi olabileceğini, Devlet içindeki adamları tarafından bir havuza bilgi aktarılıp değişik yerlerden aynı hesap kullanılıyor olabileceği tezini savunmakta… AKP içinde ruh sağlığı bozulan bir Süfyani de şöyle diyor: Fuat Avni bir cin mi yoksa?
AKP’li Yezidilere şu kadar bilgi vereyim yüz metre yerin altına girseniz, hiçbir elektronik cihaz yanınızda olamasa burada filim fırıldak çevirseniz, bunu yüz ayrı yerde farklı konularda yapsanız Fuat Avni yine yazar! Bu korku size çok yakışıyor…
Gelecekte Türk siyasi hayatına yön verip ülkeyi her sahada gelişmiş uluslar düzeyine çıkaracak bir isim söylemenizi istesem bu hangi partiden, kim olurdu?
AKP’den olurdu bu isim; o da Ali BABACAN. Ali BABACAN tüm STK’lar ve tüm halk katmanları ile uyumlu, Avrupa Birliği normlarına uygun, bağımsız hukuku öngören, ekonomiyi zirveye taşıyacak, dürüst, dahi, saygın, vatansever bir insan. Hiçbir kirli işte parmağı yoktur. AKP altın yıllarındaki başarısını da Ali BABACAN’a borçlu. Ancak onun AKP’nin başına geçmesi imkânsız… Sarayların Efendisi buna asla izin vermez.
AKP’yi seçimlerde ve seçim sonrasında bekleyen ne? AKP Haziran seçimlerini alır mı? Hizmet camiası ile barış olur mu?
AKP içindeki Süfyani Yezidilerin bağımsız yargı önünde hesaba çekilmemeleri için birkaç dönem iktidarda kalmaları gerek. Ön gördükleri şu:
Seçimi kazanmak, anayasayı değiştirecek sayısal çoğunluğu elde etmek, daha sonra ANAYASA MAHKEMESİ’ni, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’ni hallaç pamuğu gibi darmadağın ederek kendi adamlarını buralara yerleştirmek… Bu iki kurumda vesayetlerini kurduktan sonra Hizmet Hareketi’ni topyekûn imha harekatı başlatacaklar. Onları yeryüzünden silmek, tümünü işten atıp perişan etmek, tüm kurumlarına el koymak hesapları yapıyorlar. Seçimden hemen sonra bu planı devreye sokacaklar. Ardından da kanunları değiştirip Başkanlık Sistemi’ni getirecekler. Sarayların Efendisi’ni Başkan yapıp ülkeyi ‘bin yıl sürecek’ AKP vesayeti altına alacaklar… Bu kendilerinin planı! Allah’ın planını da zaman gösterecek! Gün doğmadan neler doğar, bunu hep birlikte göreceğiz…
Bir zamanlar Fethulah Gülen Hocaefendi’nin camiasında ön planda olan Dr. Kemaleddin Özdemir, Yazar Latif Erdoğan, Nureddin Veren, Hüseyin Gülerce gibi isimler, bugün Fethullah Gülen Hocaefendi’ye cephe alıp karşı safa geçerek Hizmet Hareketi’ne savaş açıyorlar… Bu isimlerin çoğunun temel özelliği AKP’yle aynı kulvarda iş tutmaları… Hizmet Hareketi’nin aile içi bu sorunları hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?
Dr. Kemaleddin Özdemir, Risale-i Nur’da adı geçen Said Özdemir’in oğlu! Nesillerinde tarikat büyüğü evliyalar var. Kendisi de tarikat geleneği içinde büyümüş, bir zamanlar “veliliği” olan bir isim. 1990’lı yıllarda kendini sık sık manevi âlemde görüp çok sever ve sayardım. Üzerinde özenilecek bir sekine vardı. Hazreti Ebubekir’in (ra) bu asırda temessül etmiş haliydi sanki. Emniyet hizmetlerinde sohbet eden biriydi. Kendisinin birçok yerde temessül etmiş hali de olurdu. Bu temessülden birine bir mekânda tanık da oldum. Dr. Kemaleddin Özdemir o yıllarda Fethullah Gülen Hocaefendi’ye büyük bir aşkla bağlıydı. “Aklımı büyüğümüzün cebine koydum.” der, Hocaefendi’ye tam itaat ederdi.
Ne var ki velayet konağında sınanmak kaçınılmaz bir sondur. O da sınandı. Büyük bir velayet konağına gelince kendini o makamın sahibi sanmaya başladı. Bu sınavı geçemedi. Bu konakta şöyle düşünmeye başladı. “Fethullah Gülen benim vazife ve sorumluluğumu değiştirmekle hata ediyor. Bu işi layıkıyla ancak ben yaparım.” Daha da ileri giderek, “Fethullah Gülen’in yerine Hizmet’in başına geçecek, o görevi yapacak tek isim benim.” dedi. Bu düşünceyle yandı tutuştu. Derin Devlet bu ismin peşine takıldı. Ona genç ve güzel bir düşkün kızı musallat ettiler. Ve Fethullah Gülen Hocaefendi’ye, Hizmet’e ihanet etmenin bedeli olarak Allah’ın sillesini yedi, velayetten kovuldu, dümdüz basit biri oldu. Bir zaman sonra Hizmet’e küsüp karşı safa geçti. Kendi başına sohbet grubu kurdu.
O da yetmedi. Sarayların Efendisi ve MİT Başkanı ile gece gündüz birlikte iş tutmaya başladı. MİT Başkanı ile çalışma odaları yan yana! Geçmişte Emniyet Hizmeti’nde görev yaptığı insanlar hakkında epey dosya, bilgi ve belge teslim etti. Derin Devlet, Hizmet’in başına Hocaefendi’nin yerine bu ismin geçmesi için planlar yapmakta. Tek sorun Hocaefendi’nin bir türlü ölmemesi! Kemaleddin yıllarca “Hoca Efendi’nin sela haberi’’ni bekledi. Allah’ın sillesini yedi ve şimdilerde canının derdine düştü, beynindeki tehlikeli bir hastalıkla savaş vermekte…

Hizmet’te sadâkatle ve itaatle devam etseydi, çizgiden sapmasaydı velayette “Kutup” seviyesine kesinlikle gelirdi. Kısmet değilmiş! Onun şu an ne velayeti ne de salihliği kaldı. Ricalül Gayp dairesinde olan veliler manevi âlemde onun Süfyan’ın şakirdi olarak cezalandırıldığını apaçık görebilirler. Öbür dünyada da Süfyan’la haşrolur. Çok yazık oldu! Ne çare ki kendisi Hizmet’in başına geçemeyecek ve Hocaefendi’den önce ölüp gideceği korkusuyla yaşam sürmek onun kaderi…
Latif Erdoğan çakma bir şakirttir. Ta işin başından bu yana ses tonunu Hocaefendi’ninkine, beden dilini Hocaefendi’nin beden diline benzetmeye çalışan, o yıllardan bugüne kendinden nefret ettiğim münafık bir isim. Sızıntı’da yazılar da yazardı… Allah’ın isimleri tecellileri üzerine kafa yoruyordu… Kendi başına “zıpçıktı velayet” elde etmeye kalkıştı. Şeytanın ağına düşüp kendini evliya sanmaya başladı… Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yerine göz koydu. Kemaleddin’in düştüğü fitneye o da düştü… Hizmetten ayrılıp AKP’li Süfyanilerin safına geçti. Ona Derin Devlet’in verdiği görev “TV” kanallarına çıkıp Fethullah Gülen Hocaefendi’yi örgüt lideri olarak göstermek, onu kamuoyu nazarında hain biri olarak lanse etmek. Ve camianın üst kademesinin örgüt kurduğu yalanını dizmek…

Latif Erdoğan’ın velilikle uzaktan yakından alakası yok. Ruh sağlığı bozuk, bomboş bir adam. Manevi âlemde Süfyan’ın şakirdi olma şerefine erişmiş. Umarım Deccal’in şakirdi olacak kertede makamı yükselir! Allah’ın sillesini yemiş biri, üzerindeki tüm nur alınmış. ABD’de ikamet eden Kâfir Mehdi-yi Resul İskender Evrenesoğlu’nun yüzüne iki dakika dahi bakamazdım. Tamamen şeytanın sıfatı ile çarpılmış iğrenç bir yaratık görüntüsü beni perişan ederdi, bakamazdım. Aynı durum Latif Erdoğan için de geçerli. Bir insan bu kadar mı korkunç çarpılır! Tamamen insi şeytana dönmüş. Zerre kadar nur kalmamış. Allah kimseyi bu münafık döneklerin düştüğü hale düşürmesin.
Hüseyin Gülerce, Nureddin Veren ve Hizmet’e savaş açan dünün tüm şakirtleri ötelerde hâzâ münafıktır. Bunları zerre kadar seven helak olur.

Fethullah Gülen Hocaefendi velayette Makam-ı Mehdi Aleyhiselam’da bulunan yüce bir evliya… Tarikat konağında unvanlarına gavs denen evliyalardan daha öte ilm-i ledüne sahip. Bu makamda olan evliya, Efendimiz Aleyhiselam ile manevi âlemde görüşür. Tüm işlerini Peygamberimiz’le istişare ederek yapar. Asla kendi başına iş yapmaz. Bu makamdaki bir evliya apaçık şekilde Levh-i Mahfuz’a bakar. Bu makamda olan bir evliya 1400 asırda bir gelir. Bu makamdaki bir evliyanın yanında sesini yükselten helak olur. Bu makamdaki bir evliyaya karşı çıkan gayyayı boylar. Hiçbir evliya Makam-ı Mehdi sahibi bir evliyaya hükmedemez, talimat veremez. Bu makamdaki evliyalar hakikat hizmeti yapıp tarikat konağına uğramaz, peygamberler yolunda zuhur ederler. Bu makamdaki bir evliyayı seven, vallahi billahi tallahi mahşerde hüsrana uğramaz. Bu makamda bulunan bir evliyaya Hazreti Hamza, Ashab-ı Bedir, Şuheda-yı Uhud, Ashab-ı Kehf ve arşa müvekkel melekler muhafızlık yaparlar. Bu makam sahibi bir evliyanın karşısında tüm tarikat kutupları, kutbul medar, kutbul irşad, gavs el pençe kıyam dururlar. Bu makamda olan bir evliya tüm velayet konaklarını geçerek Makam-ı Mahmûd’a yanaşır. Bu makamdaki bir evliya simsiyah gecede simsiyah bir karıncanın attığı adımın sesini duyar, görür. Bu makamdaki bir evliyanın gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı Allah olur. Allah, bu makam sahibinin kalbine nazar ederek âlemlere tecelli eder. Bu makamdaki bir evliyadan ayrılan Allah’tan ayrılır.

Yirmi küsur senedir ABD vatandaşıyım ve burada yaşıyorum. Ara sıra Türkiye’ye geldiğimde Hocaefendi’nin kimi talebeleri ile sohbet etme fırsatım oldu. Kime baktımsa Hocaefendi’yi manevi makamı bağlamında tanımıyorlardı. Ön planda olan abilerine baktım onlar da aynıydı. Kimi onu bir emekli imam, kimi medresede yetişmiş bir âlim, kimi Kur’an hâfızı, kimi yazar olarak bilip seviyordu. Bu beni oldukça ürpertti.

Latif Erdoğan, Nurettin Veren gibi kendini bir şey sanan çakma şakirtler hiç utanmadan Hocaefendi gibi yüce bir evliyaya akıl vermeye yeltenecek kadar çukurlaşmışlar. Kalp gözleri kör olduğu, ene putlarıyla ben ben dedikleri, kendilerini bir halt sandıkları için kovulmuş şeytan gibi feci bir sona itildiler. Allah’ın sillesini yiyerek layık oldukları Süfyan’ın şakirtliği ile cezalandırıldılar.
Allah bana iki seçenek verseydi: Biri veli olmak, bir diğeri Hocaefendi’nin ayaklarını basıp sildiği bir paspas olmak; vallahi, billahi, tallahi paspas olayım derdim. Hocaefendi işte böyle değerli, böyle aziz ve şerefli yüce bir evliyadır.

Yazıklar olsun Hocaefendi’yi gerçek velayeti ile tanımayan şakirtlere. Biz işin dışında olan, velayet hizmeti yapan biri olarak tanıyoruz; ama dizinin dibinde oturup kalkanlar tanımıyorlar. Bu ayıp da kendilerine yeter.
İbrahim Hakkı Hazretleri ne güzel söylemiş: “Anlarsa uzağımız bizi, yakınımızdır; anlamazsa yakınımız bizi, uzağımızdır.”
Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında bizim bildiğimiz manevi sırları İslam âlemi bilseydi en az 500 milyon Müslüman onun safına katılmak için yüzüstü sürüne sürüne ayaklarına kapanmaya gelirdi. Buradan öte başka bir şey söylemek istemiyorum.
Hocaefendi Allah’ın yeryüzündeki matmah-ı nazarıdır, Hazreti Peygamberimiz’in Gözbebeği öz neslidir. Azrail, Mikail, Cebrail, İsrafil Aleyhiselam onun dostlarıdır.
Hizmet ve Fethullah Gülen Hocaefendi Makam-ı Mehdi sahibi hükmünde olduğundan Hadis-i Şerif’lerde Mehdi bahsinde anlatılanları bu topluluk yaşayacak.
Hizmet’te ‘veli abi’ olarak bilinen ve parmakla gösterilen yüzlerce isim Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ve camiayı terk edip tanımadıkları Süfyan’ın safına girecekler. Hizmetle savaşacaklar.
Keşke, Makam-ı Mehdi sahibi bir evliyadan ayrılanın Allah’tan ayrılacağını bilselerdi.
Hizmet’in Süfyan’ı, AKP’li Yezidiler olacak. Bunlar, Hizmet’teki insanların kanını içseler, tümünü ipte sallasalar yine de kinleri dinmeyecek, asla da Hizmet’le barışıp özür dileme yoluna gitmeyecekler.
AKP içindeki yüzde doksan dokuzluk kire pasa bulaşmamış, iyi niyetli milletvekilleri sessiz bir şekilde Hizmet’e yapılan saldırıları izlemenin bedelini çok feci bir şekilde ötelerde ödeyecekler. Cennet şöyle dursun imanla ölebilirlerse iyi!
Bu manada bir hadis: “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”
Şu an Süfyaniler ve Yezidiler Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ve Hizmet Hareketi’ne tuzak kurmaktalar, Allah da Süfyanilere ve Yezidilere tuzak kurmakta! Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır…
Bu sınavda elenenler, gerisin geri dönenler, kenara çekilenler kaybederler. Gece gündüz aşkla koşturanlar iki dünyada da aziz olurlar. Soruşturma geçirmekten, hapse atılmaktan korkmamak lazım. Hizmetin arkası boş değil. Korkacak hiçbir şey yok. Süfyan kendi safını cennet gibi gösterir; ona iman etmemeli! Şimdi her zamankinden daha çok kardeşliği, birliği pekiştirerek şevk ile hizmet etme zamanı.
Camiaya son bir söz söylemek isterim: “Seyda Fethullah Gülen Hocaefendi’den ayrılan; hakikat mertebesinde Allah’tan ayrılır.” Çaresiz kaldığınızda bu cümle üzerinde uzun uzun tefekkür edin. Bir daha gelemeyeceğiniz şu dünya hayatında asla Hizmet’e sırt dönerek gayyaları boylamayın. Seçki sizin…
Mevla görelim 2025’e kadar neyler, neylerse güzel eyler… Gün doğmadan neler doğar… Süfyanilerin planı varsa elbette ve mutlaka Allah’ın da bir planı vardır… Tüm münafık Süfyaniler iki cihanda da zelil ve perişan olmaya mahkûmdurlar.
Dr. Hamza METİNER
NOT: Bu röportajı sitenizde, forumlarınızda, kısmen ya da tamamen yayımlayabilirsiniz.

http://kutsiler.com/akpli-sufyaniler/
paylaş on Google Plus

Enver ALAN

    Google hesabı ile
    Facebook hesabı ile yorumla

0 yorum:

Yorum Gönder

  • memur sendikası saltanatı

    Memur Sendikaları Tam Bir Fiyasko

  • Memur Sendikaların da Menfaat var mı?

  • Sendikalar Çıkar Yuvası Oldu

  • sendika gereksizliği


SICAKLAR ARTTI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bunaltan sıcaklar daha da artacağı ve yaşlı hasta ve çocukların sıcak havalarda dikkatli olmaları için uyarıldı..

devamı

KLİMA UYARISI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bunaltan sıcaklar dan kurtulmak için kullanılan klima kullanırken nelere dikkat etmeliyiz..

DEVAMI
  • FİTNES HAKKIN DA BİLGİLER

  • MEMURLARIN GÖREVDE YÜKSELME VE KARİYER HEDEFİ





Enver Alan
İSTEDİĞİMİ YAPARIM
Aslında mevzuat, (değerlendirme yapacak) Milli Eğitim Müdürlerine de Şube Müdürlerine de ben kimle ..
Enver Alan
Adalet...
13 yıldır Devlette yaptığı kadrolaşmayı yeterli bulmayarak, paralel yapı bahanesiyle kamuda yeni bir kirli hareket başlattı. Kendisi gibi..

Duyuru.!!!

sitemize reklam vermek için ücretlerimiz haftalık aylık ve yıllık olarak belirlenir makul fiyatlar ile tekliflerinizi bekliyoruz...

Son dakika haber

50 bin eğitim yöneticisinin unvanları bir kanunla silinse ne olur? bulunanların zaten göreve devamı sağlanacak.Ama ünvan olarak değil görevlendirme ünvan olarak. Olsun.Okullar açılınca bizim sorusunu herkes birbirine niye soruyor.
enveralan.blogspot.comenveralan.blogspot.com/İNDEX

zengin içerikli ve interaktif olarak web sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkürler bizimle iletişime geçebilir veya iletişim formu aracılığıyla mesaj gönderebilirsiniz...

Enver Alan

Ceo