Ekonomide büyüme ~ Enver Alan

sadece aylık 100 tl ye reklamınızı bu alana verebilirsiniz.. iletişim için bize ulaşın.

  • Resmin tanımı Başbakan davutoğlu
  • rnek yazı Tayyip Erdoğan
  • yandaş medya bal tutan parmağını yalar
  • Google'dan kontakt lens kamera Günün yazısı
  • amerikanın keşfi amerikayı kim keşfetti
  • bedelli askerlik bedelli askerlik
  • cem evleri cem evlerinin giderleri
  • küresel ısınma küresel ısınma
  • cumhurbaşkanlığı sarayı cumhurbaşkanlığı sarayı
  • integram zenginleri integramdan para kazananlar
  • öğrenci haberi validen öğretmene ziyaret
  • karşıkyaka yaralama haberi karşıkyaka yaralama haberi
  • sivasta kaza sivasta kaza
  • doktor hemşire haberi doktor hemşire bir birini suçladı
  • MEB ŞURASI Milli Eğitim Şurası
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • pramier lig yayın hasılatı pramier lig yayın hasılatı
  • Google'dan kontakt lens kamera Işid saldırdı
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
HABER HABER

Ekonomide büyüme

Ekonomide büyüme, Yüksek enflasyon, gelir dağılımı adaletsizliği, yoksullukla mücadele, iş güvenliği, Bütçe açığı, işsizlik fonu, yasal düzenlemeler

Ekonomide büyüme, Yüksek enflasyon, gelir dağılımı adaletsizliği, yoksullukla mücadele, iş güvenliği, Bütçe açığı, işsizlik fonu, yasal düzenlemeler<data:blog.pageName/><data:blog.title/>Türkiye'de yükselen enflasyon, taşınamaz dış açık, sosyal patlamanın eşiğindeki işsizlik özellikle dikkat çekiyor. Ancak hepsinin ortak çatısı hukuk ve adalet açıkları. Prof. Dr. İbrahim Öztürk, bir noktada patlama yapma riski yüksek olan ekonomiye büyük tehididi gözler önüne serdi.<br /> Ekonomide büyüme dibe vurdu. Yüksek enflasyon, taşınamaz dış açıklar, sosyal patlamanın eşiğindeki işsizlik, vicdanları kanatan gelir dağılımı adaletsizliği, yoksullukla mücadelede karşı karşıya olduğumuz sorunlar yumağı var. Demokles’in Kılıcı gibi Bütün bunların arkasında kuşkusuz uzun bir sebepler listesi çıkartılabilir. Ancak bir numarada Hukuksuzluk var. Zira Pandora’nın kutusunu açınca karşımıza keyfilik, kayırmacılık, ahbap-çavuş kapitalizmi, denetim eksikliği, şeffaflığın olmayışı, hesap vermekten kaçış, yasal zemindeki istikrarsızlık, yolsuzluk, mülkiyet haklarının üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanan keyfî siyasi müdahaleler çıkıyor. Madende vahşi-kapitalizm TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer’in geçen hafta düzenlenen “İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye’de Yolsuzluk” seminerinin açılışında dediği gibi, ‘Türkiye’de yolsuzluk var ve artma eğiliminde.’ Türkiye’nin bu şark usulü kayırmacı ahbap çavuş kapitalizmini en can alıcı şekilde ‘madenlerde’ görüyoruz. Her yıl 2000 kişi iş güvenliği eksikliğinden katlediliyor. 10 binleri aşan yaralı 10 binleri aşan yaralılar ise zaten gündeme bile gelmiyor. Oysa çalışamaz duruma düşmüş, ailesine bakacak iken kendisi bakılacak, himmete muhtaç haldeler. Türkiye’nin bu ‘ölümcül kalkınma modeline’ rağmen vicdanlar ölmüş, hukuk sükût etmiş, yargı bastırılmış durumda. Bütçe verileri şeffaf değil Düşük büyümenin vurduğu diğer bir alana, bütçeye de bakalım. Bir kere göreceli olarak yolunda giden tek makroekonomik değişken bütçe. Bütçe açığının GSYH’ya oranı halen yüzde 1’in altında gösteriliyor. ‘Gösteriliyor’ diyorum çünkü bütçe denetim ve şeffaflıktan uzak. Sayıştay denetimi büyük oranda yapılamıyor. Böyle bir ekonomide, bütçenin ‘bu kadar iyi’ olması, ‘inanılmayacak kadar güzel’ bir haber. İşsizlik fonuna bakalım Örneğin, Kaçak-Saray’ın işsizlik fonundan kaçırılan, yasalara ve ahlaka aykırı fonlarla yapıldığı gibi, bütçeden de çok büyük kalemlerin gizlendiğini tahmin etmek gerçekçi olur. Maliyetinden kaçılıyor Hükümet, hafızası zayıf toplumun unutkanlığına ve vicdan erozyonuna sığınarak Meclis'teki bütün yasal düzenlemeleri bizzat engelliyor. Neden? Çünkü yasal düzenleme demek ileri düzeyde iş güvenliği, çevre etki analizi, emeğin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sosyal haklar demek. Hepsi de patronlara maliyet getiriyor. Bunlar da dolaylı olarak yolsuzluk düzeninin finansmanına zarar veriyor. Buradan elde edilen ucuz kömür rey getirecek ya, kesilmesinden korkuyorlar. AVM ve TOKİ'ye muafiyet Bu nedenle Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB'nin gerektirdiği temel bütün yasal düzenlemelerden kaçınılıyor. Ne önleyici ne de koruyucu tedbirler yerine getiriliyor. Bunların başında ‘yaşam odalarının kurulması’ geliyor. Kazaları engelleyemiyorsanız bari toprağın altında bir kurtuluş umudu bırakın. Şimdi de AVM’lere, TOKİ konutlarına, maden havzalarına, golf sahalarına vs. yönelik ÇED Raporu muafiyeti getirmek suretiyle tahribatı bir adım daha ileri götürmek istiyorlar. Yargı saldırı altında Bu haksız rant düzenini korumak için Türkiye’nin yasal mevzuatına sokulmayan bütün uluslararası çalışma standartlarını fazlasıyla yerine getiren, uluslararası denetime açık, ödüllü çalışma standartlarına sahip madenlerin çalışması engelleniyor. Tümüyle haksız ve mesnetsiz bir şekilde yasalara aykırı davranışlar sergileyerek devletin tepesi banka batırmak konusunda dünyanın gözleri önünde pervasızca adımlar atıyor. En az 50 milyar dolar Böyle bir keyfilik, tek adam yönetimi, parti devleti ortamında yabancı sermayenin sıfırdan yatırımlara gelmesi, uzun projeksiyonlar yapması imkânsız. Nitekim 2007-2008’de 20 milyara yakın doğrudan yabancı sermaye yatırımı (DYSY) çeken Türkiye bu sene en fazla 6 milyar dolar kadar bir yatırım çekebilecek. Oysa büyümesini dış kaynaklara dayandıran Türkiye’de sırf cari açık için 50 milyar dolar DYSY girmesi gerekiyor. Ekonomide üçüncü göz Kendi kendimize gelin güvey olarak, iç kamuoyuna propaganda yaparak varacak bir yer yok. Türkiye yatırımcıların projektörleri altında. Geçen hafta önce S&P, ardından IMF ve son olarak OECD ekonomiyle ilgili yıl sonu değerlendirmelerini yayınladılar. Hepsi de oldukça karamsar ama gerçekçi.



Türkiye'de yükselen enflasyon, taşınamaz dış açık, sosyal patlamanın eşiğindeki işsizlik özellikle dikkat çekiyor. Ancak hepsinin ortak çatısı hukuk ve adalet açıkları. Prof. Dr. İbrahim Öztürk, bir noktada patlama yapma riski yüksek olan ekonomiye büyük tehididi gözler önüne serdi.
Ekonomide büyüme dibe vurdu. Yüksek enflasyon, taşınamaz dış açıklar, sosyal patlamanın eşiğindeki işsizlik, vicdanları kanatan gelir dağılımı adaletsizliği, yoksullukla mücadelede karşı karşıya olduğumuz sorunlar yumağı var. Demokles’in Kılıcı gibi Bütün bunların arkasında kuşkusuz uzun bir sebepler listesi çıkartılabilir. Ancak bir numarada Hukuksuzluk var. Zira Pandora’nın kutusunu açınca karşımıza keyfilik, kayırmacılık, ahbap-çavuş kapitalizmi, denetim eksikliği, şeffaflığın olmayışı, hesap vermekten kaçış, yasal zemindeki istikrarsızlık, yolsuzluk, mülkiyet haklarının üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanan keyfî siyasi müdahaleler çıkıyor. Madende vahşi-kapitalizm TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer’in geçen hafta düzenlenen “İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye’de Yolsuzluk” seminerinin açılışında dediği gibi, ‘Türkiye’de yolsuzluk var ve artma eğiliminde.’ Türkiye’nin bu şark usulü kayırmacı ahbap çavuş kapitalizmini en can alıcı şekilde ‘madenlerde’ görüyoruz. Her yıl 2000 kişi iş güvenliği eksikliğinden katlediliyor. 10 binleri aşan yaralı 10 binleri aşan yaralılar ise zaten gündeme bile gelmiyor. Oysa çalışamaz duruma düşmüş, ailesine bakacak iken kendisi bakılacak, himmete muhtaç haldeler. Türkiye’nin bu ‘ölümcül kalkınma modeline’ rağmen vicdanlar ölmüş, hukuk sükût etmiş, yargı bastırılmış durumda. Bütçe verileri şeffaf değil Düşük büyümenin vurduğu diğer bir alana, bütçeye de bakalım. Bir kere göreceli olarak yolunda giden tek makroekonomik değişken bütçe. Bütçe açığının GSYH’ya oranı halen yüzde 1’in altında gösteriliyor. ‘Gösteriliyor’ diyorum çünkü bütçe denetim ve şeffaflıktan uzak. Sayıştay denetimi büyük oranda yapılamıyor. Böyle bir ekonomide, bütçenin ‘bu kadar iyi’ olması, ‘inanılmayacak kadar güzel’ bir haber. İşsizlik fonuna bakalım Örneğin, Kaçak-Saray’ın işsizlik fonundan kaçırılan, yasalara ve ahlaka aykırı fonlarla yapıldığı gibi, bütçeden de çok büyük kalemlerin gizlendiğini tahmin etmek gerçekçi olur. Maliyetinden kaçılıyor Hükümet, hafızası zayıf toplumun unutkanlığına ve vicdan erozyonuna sığınarak Meclis'teki bütün yasal düzenlemeleri bizzat engelliyor. Neden? Çünkü yasal düzenleme demek ileri düzeyde iş güvenliği, çevre etki analizi, emeğin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sosyal haklar demek. Hepsi de patronlara maliyet getiriyor. Bunlar da dolaylı olarak yolsuzluk düzeninin finansmanına zarar veriyor. Buradan elde edilen ucuz kömür rey getirecek ya, kesilmesinden korkuyorlar. AVM ve TOKİ'ye muafiyet Bu nedenle Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB'nin gerektirdiği temel bütün yasal düzenlemelerden kaçınılıyor. Ne önleyici ne de koruyucu tedbirler yerine getiriliyor. Bunların başında ‘yaşam odalarının kurulması’ geliyor. Kazaları engelleyemiyorsanız bari toprağın altında bir kurtuluş umudu bırakın. Şimdi de AVM’lere, TOKİ konutlarına, maden havzalarına, golf sahalarına vs. yönelik ÇED Raporu muafiyeti getirmek suretiyle tahribatı bir adım daha ileri götürmek istiyorlar. Yargı saldırı altında Bu haksız rant düzenini korumak için Türkiye’nin yasal mevzuatına sokulmayan bütün uluslararası çalışma standartlarını fazlasıyla yerine getiren, uluslararası denetime açık, ödüllü çalışma standartlarına sahip madenlerin çalışması engelleniyor. Tümüyle haksız ve mesnetsiz bir şekilde yasalara aykırı davranışlar sergileyerek devletin tepesi banka batırmak konusunda dünyanın gözleri önünde pervasızca adımlar atıyor. En az 50 milyar dolar Böyle bir keyfilik, tek adam yönetimi, parti devleti ortamında yabancı sermayenin sıfırdan yatırımlara gelmesi, uzun projeksiyonlar yapması imkânsız. Nitekim 2007-2008’de 20 milyara yakın doğrudan yabancı sermaye yatırımı (DYSY) çeken Türkiye bu sene en fazla 6 milyar dolar kadar bir yatırım çekebilecek. Oysa büyümesini dış kaynaklara dayandıran Türkiye’de sırf cari açık için 50 milyar dolar DYSY girmesi gerekiyor. Ekonomide üçüncü göz Kendi kendimize gelin güvey olarak, iç kamuoyuna propaganda yaparak varacak bir yer yok. Türkiye yatırımcıların projektörleri altında. Geçen hafta önce S&P, ardından IMF ve son olarak OECD ekonomiyle ilgili yıl sonu değerlendirmelerini yayınladılar. Hepsi de oldukça karamsar ama gerçekçi.
paylaş on Google Plus

Enver ALAN

    Google hesabı ile
    Facebook hesabı ile yorumla

0 yorum:

Yorum Gönder

  • memur sendikası saltanatı

    Memur Sendikaları Tam Bir Fiyasko

  • Memur Sendikaların da Menfaat var mı?

  • Sendikalar Çıkar Yuvası Oldu

  • sendika gereksizliği


SICAKLAR ARTTI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bunaltan sıcaklar daha da artacağı ve yaşlı hasta ve çocukların sıcak havalarda dikkatli olmaları için uyarıldı..

devamı

KLİMA UYARISI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bunaltan sıcaklar dan kurtulmak için kullanılan klima kullanırken nelere dikkat etmeliyiz..

DEVAMI
  • FİTNES HAKKIN DA BİLGİLER

  • MEMURLARIN GÖREVDE YÜKSELME VE KARİYER HEDEFİ





Enver Alan
İSTEDİĞİMİ YAPARIM
Aslında mevzuat, (değerlendirme yapacak) Milli Eğitim Müdürlerine de Şube Müdürlerine de ben kimle ..
Enver Alan
Adalet...
13 yıldır Devlette yaptığı kadrolaşmayı yeterli bulmayarak, paralel yapı bahanesiyle kamuda yeni bir kirli hareket başlattı. Kendisi gibi..

Duyuru.!!!

sitemize reklam vermek için ücretlerimiz haftalık aylık ve yıllık olarak belirlenir makul fiyatlar ile tekliflerinizi bekliyoruz...

Son dakika haber

50 bin eğitim yöneticisinin unvanları bir kanunla silinse ne olur? bulunanların zaten göreve devamı sağlanacak.Ama ünvan olarak değil görevlendirme ünvan olarak. Olsun.Okullar açılınca bizim sorusunu herkes birbirine niye soruyor.
enveralan.blogspot.comenveralan.blogspot.com/İNDEX

zengin içerikli ve interaktif olarak web sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkürler bizimle iletişime geçebilir veya iletişim formu aracılığıyla mesaj gönderebilirsiniz...

Enver Alan

Ceo